Amerika Birleşik Devletleri'nde ifade özgürlüğü, son dönemde İç Güvenlik Bakanlığı'nın (DHS) çevrimiçi eleştirilere yönelik agresif tutumuyla yeniden tartışma konusu oldu. Finlandiya tatilinden dönen David Streever, New York'ta bir otele yerleştikten kısa süre sonra resepsiyondan gelen bir telefonla sarsıldı: Birisi onu arıyordu. Streever'ın haberi yoktu ama yokluğunda DHS ajanları Rochester'daki evine gitmiş, eşiyle görüşmüş ve bir 'Uyarı Bildirimi' bırakmıştı. Bildirimde, ICE'nin Mesleki Sorumluluk Ofisi'nin (OPR) 'ABD'ye karşı suçları', özellikle de 'ICE personeline yönelik tehditleri' soruşturmakla yetkili olduğu belirtiliyordu. Streever, ABD topraklarına adım atar atmaz bir başka ajan tarafından otelde takip edildi.
Streever, federal bir mahkemeye açtığı davada kimseyi tehdit etmediğini söylüyor. Olay, federal ajanların Minneapolis'te iki ABD vatandaşını öldürmesinin ardından Streever'ın dönemin ICE Direktör Vekili Todd Lyons'a gönderdiği bir e-postayla başladı. E-postada Lyons 'canavarca bir insan' ve 'Amerika'nın Reinhard Heydrich'i' olarak nitelendiriliyor, 'çöküşü' ve 'kendini utançla yiyip bitireceği' uyarısı yapılıyordu. Streever tutuklanmadı ancak bildirim, mesajın 'federal yasayı ihlal edebileceği' uyarısında bulunuyordu. Bu olay, DHS'nin çevrimiçi eleştirilere karşı sistematik bir baskı uyguladığının sadece bir örneği.
Wired dergisinin haberine göre, OPR son bir yılda ICE'ye yönelik 'doxing ve tehdit olayları' kapsamında 100'den fazla soruşturma başlattı. Henüz herhangi bir cezai suçlama yapılmamış olsa da, bu durum sivil özgürlükler açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bireysel Haklar ve İfade Vakfı'ndan (FIRE) kıdemli avukat Adam Steinbaugh, 'Polisin gelip birini bu e-posta için tutuklamasını herkes Birinci Değişiklik ihlali olarak görürdü. Ancak Birinci Değişiklik sadece tutuklamaları kapsamaz; hükümetin misilleme veya zorlama yapmasını da yasaklar' diyor. Steinbaugh, DHS'nin eleştirmenleri tespit etmek için sık sık web platformlarından yardım istediğini belirtiyor. New York Times'a göre, DHS geçen ağustos ayından bu yana Google, Reddit, Discord ve Meta gibi şirketlere yüzlerce idari celp göndererek ICE'yi çevrimiçi eleştiren kişilerin kimlik bilgilerini talep etti.
ICE ajanlarının ev baskınları bununla sınırlı kalmıyor. Syracuse'lu Paigelynne Gonyea, bir oy verme merkezinde çalışırken ICE ajanları tarafından sorgulandı. Kendisine, federal görevlilerin kişisel bilgilerini yayınlamakla suçlandığı bir uyarı bildirimi verildi. Gonyea, uyarının, Renee Good'u vuran ICE ajanı Jonathan Ross hakkında Ocak ayında yaptığı bir sosyal medya paylaşımıyla ilgili olduğunu düşünüyor. DHS sözcüsü Lauren Bis, 'DHS ve bileşenlerinin ifade özgürlüğünü bastırmaya çalıştığı iddiası kategorik olarak YANLIŞTIR' dese de, DHS'nin 'doxing' tanımı oldukça geniş. Ajans, kimliği zaten kamuya açık olan ajanları bile ifşa etmeyi doxing olarak nitelendiriyor. Ancak eleştirmenler, DHS'nin eleştiri ile tehdidi birbirine karıştırdığı görüşünde.
Teknik Analiz
Geçen yıl, Philadelphia banliyösünde yaşayan 67 yaşındaki bir emekli, bir Afgan mültecinin sınır dışı edilmesi davasında başsavcı Joseph Dernbach'a gönderdiği bir e-posta nedeniyle DHS ajanları tarafından sorgulandı. E-postada 'Rus ruleti' ve 'Taliban' ifadeleri geçiyordu. Ajanlar, e-postanın yasa dışı olmadığını kabul etmekle birlikte, bu ifadelerin tehdit olarak yorumlanabileceğini söyledi. Bu olay, DHS'nin eleştiri sınırını ne kadar geniş tuttuğunu gösteriyor. DHS, ajanların kimliklerinin ifşa edilmesinin hayatlarını riske attığını ve bu nedenle yüzlerini kapattıklarını savunuyor. Ancak bu gerekçe, çevrimiçi eleştirilerin hedef alınmasını meşrulaştırmak için kullanılıyor.
Uzmanlar, bu uygulamaların ABD Anayasası'nın Birinci Değişikliği ile korunan ifade özgürlüğünü ihlal ettiği görüşünde. Steinbaugh, 'Federal hükümetin şüpheli yasal kaynaklar veya araçlar kullanarak konuşmayı caydırmaya yönelik daha geniş bir örüntüsü var' diyor. DHS'nin bu politikaları, özellikle başkanlık seçimleri öncesinde, siyasi eleştirileri susturma amacı taşıdığı yönünde yorumlanıyor. ICE'nin kapı kapı dolaşarak eleştirmenleri sindirmeye çalışması, dijital çağda ifade özgürlüğünün sınırları konusunda ciddi sorular doğuruyor. Bu durum, sadece ABD için değil, dünya genelinde çevrimiçi ifade özgürlüğü ve hükümetlerin gözetim yetkileri arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme getiriyor.
Kaynak: theverge.com