Siber güvenlik firması Black Kite'in yayımladığı 2026 Avrupa Siber Risk Raporu, Avrupa genelinde kuruluşlara yönelik fidye yazılımı saldırılarında endişe verici bir artış olduğunu ortaya koydu. Rapora göre, 2026'nın ilk dört ayında fidye yazılımı olayları geçen yılın aynı dönemine kıyasla %55,1 oranında yükseldi ve aylık ortalama 171 vaka olarak kaydedildi. Bu artış, siber suçluların Avrupa'daki hedeflerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını gösteriyor.
Rapor, Avrupa'daki fidye yazılımı olaylarının %70'inin yalnızca beş ülkede yoğunlaştığını belirtiyor: Almanya (%18), İngiltere (%17), Fransa (%12), İtalya (%12) ve İspanya (%10). En yaygın fidye yazılımı türü, 31 ülkenin 26'sında faaliyet gösteren ve toplam 372 vaka ile bağlantılı olan Qilin oldu. Qilin, ikinci sıradaki Akira'nın (159 vaka) iki katından fazla vaka sayısına ulaşırken, üçüncü sıradaki SafePay (80 vaka) ise neredeyse tamamen Almanya'ya odaklanmış durumda. Bu durum, özellikle Ruhr Vadisi ve Bavyera gibi sanayi bölgelerindeki imalat şirketlerinin hedef alındığını gösteriyor.
Raporda, imalat sektörünün Avrupa'da en çok hedef alınan sektör olduğu ve tüm fidye yazılımı olaylarının %28'ini oluşturduğu vurgulanıyor. Black Kite Baş Araştırma ve İstihbarat Sorumlusu Dr. Ferhat Dikbiyik, bu artışın ardında üç ana faktörün yattığını söylüyor: "Fidye yazılımı hızlanıyor, tedarik zincirleri birincil saldırı yolu haline geliyor ve düzenlemeler üçüncü taraf riskine daha fazla vurgu yapıyor." Ayrıca, İsveçli yazılım tedarikçisi Miljödata'nın Ağustos 2025'teki ihlalinin 30'dan fazla fidye yazılımı olayına yol açtığı belirtiliyor.
Uzmanlar, kuruluşların fidye yazılımı saldırılarına karşı korunmak için siber güvenlik açıklarını hızlıca yamamaları, özellikle tedarik zinciri yazılımlarındaki zafiyetleri gidermeleri, yönetim kurulunu siber riskler konusunda bilgilendirmeleri ve yeni tehditleri sürekli izlemeleri gerektiğini vurguluyor. Dr. Dikbiyik, "Araştırmamız, Avrupa'nın en büyük fidye yazılımı olaylarının, ilk kurbandan çok, birbirine bağlı ekosistemdeki aşağı yönlü etkileriyle tanımlandığını gösteriyor" diyerek, risklerin yoğunlaştığı alanları anlamanın ve yayılma potansiyelini kavramanın dayanıklılık için kritik olduğunu ekliyor.