Web siteniz ziyaretçileri müşteriye dönüştürmüyorsa, tıpkı delik bir kovaya benzer. Sürekli su doldururken suyun akıp gitmesine izin mi veriyorsunuz, yoksa önce deliği onarıp sonra mı su ekliyorsunuz? Başka bir deyişle, bütçenizi siteye gelen ancak hiçbir işlem yapmadan ayrılan kişilere mi harcıyorsunuz, yoksa sitenizi onları tutacak kadar çekici hale getirmeye mi? Tavsiyemiz: Trafiği artırmaya harcamadan önce sitenizin dönüşüm oranını optimize edin. Unutmayın, iyi bir ilk izlenim için yalnızca 50 milisaniyeniz var. Siteniz yavaşsa, çekici değilse veya metinler net değilse, ziyaretçiler "deli kova" demenize kalmadan hemen çıkarlar.
Dönüşüm oranı, sitenize gelen ziyaretçilerin istenen eylemi gerçekleştirme yüzdesidir. Örneğin, bülten aboneliği, demo randevusu veya ürün satın alma gibi. Dönüşümler makro ve mikro olarak ikiye ayrılır. Makro dönüşümler, doğrudan satışla ilgili eylemlerdir: telefon görüşmesi, e-posta gönderme veya ödeme yapma. Müşteri araştırmasını tamamlamış ve satın almaya hazırdır. Mikro dönüşümler ise satışa giden küçük adımlardır: ücretsiz bültene kaydolma veya sosyal medyada takip etme gibi. Bunlar nihai kazanç değil, doğru yönde atılmış adımlardır. İdeal olan, hem mikro hem de makro dönüşümlerin sürekli gerçekleşmesidir. Aksi halde siteniz delik bir kova gibidir.
Birçok işletme, çalışan verimliliğine büyük bütçeler ayırırken, en iyi pazarlama araçlarından biri olan web sitesine daha az yatırım yapar. Pazarlamaya para harcamak her zaman iyidir, ancak siteniz ziyaretçileri satışa dönüştürmüyorsa, bu paranızı boşa harcamak anlamına gelir. Ortalama bir kullanıcının dikkat süresi 12 saniyeden 7 saniyeye düştü. Sitenizin hızlı, net ve çekici olduğundan emin olmalısınız. Aksi takdirde ziyaretçiler hemen çıkacaktır.
Bir dijital ajans olarak, kendi web sitemizde de benzer sorunlar yaşadık. Trafiğimiz iyiydi ancak dönüşümler yeterli değildi. Telefonumuz istediğimiz kadar çalmıyordu. Analizlerimize baktığımızda, sorunun trafik değil, harekete geçirme eksikliği olduğunu gördük. Sayfa yükleme süremiz 5-6 saniyeydi (2 saniyenin üzeri yavaş kabul edilir). CTA (harekete geçirici mesaj) tıklama oranlarımız düşüktü ve tasarım kararlarımızda tahminlere dayanıyorduk. Bu da neyin işe yarayıp yaramadığını ölçmemizi engelliyordu.
Sorunları çözmek için kademeli bir iyileştirme süreci başlattık. İlk olarak, sayfa hızını optimize ettik: görselleri sıkıştırdık, gereksiz kodları kaldırdık ve önbellekleme kullandık. Ardından, CTA butonlarının yerleşimini ve metinlerini A/B testleri ile iyileştirdik. Ayrıca, kullanıcı davranışlarını analiz ederek hangi sayfaların dönüşüm sağladığını belirledik. Tasarım kararlarımızı veriye dayalı hale getirdik. Bu küçük değişikliklerin kümülatif etkisi büyük oldu.
İlk 26 hafta içinde, işletme taleplerimiz %37 arttı. Daha yüksek kaliteli müşteriler çekmeye başladık ve 780.000 doların üzerinde yeni satış fırsatı yarattık. Bu başarının anahtarı, sürekli test etme ve optimize etme yaklaşımıydı. Dönüşüm oranı optimizasyonu, tek seferlik bir iş değil, sürekli bir yolculuktur. Siz de web sitenizdeki delikleri tıkayarak, pazarlama bütçenizin karşılığını alabilirsiniz. Unutmayın, önce sitenizi dönüştürün, sonra trafiği artırın.
Kaynak: feedpress.me