2026 yılı, korku sineması açısından oldukça yoğun bir dönem. Nia DaCosta'nın 28 Years Later: The Bone Temple, Curry Barker'ın Obsession, Sam Raimi'nin Send Help ve Lee Cronin'in The Mummy gibi yapımları, türün hayranlarına bolca kan ve vahşet sunuyor. Ancak görsel şiddet ve kan banyoları tek başına tatmin edici, hatta korkutucu bir film yapmaya yetmiyor. Ne yazık ki, Evil Dead Burn ekibi bu gerçeği göz ardı etmiş görünüyor. Oysa Sam Raimi ve Lee Cronin gibi isimlerin yapımcı olarak yer alması, filmin bu kadar sığ olmasını daha da şaşırtıcı kılıyor.
Evil Dead Burn'ün yönetmeni Sébastien Vaniček, 2023 yılında Infested ile çıkış yapmıştı. Bu film, bir apartmanı istila eden son derece agresif örümceklerin yarattığı gerilimle tüyler ürpertici bir yaratık korkusu sunuyordu. Vaniček, Evil Dead evrenine adım atarken Infested'ın senarist ortağı Florent Bernard ile tekrar bir araya geldi. Sonuçta ortaya çıkan yapım, yine vahşi ve şiddet dolu ama karakter gelişimi açısından son derece zayıf. Serinin önceki filmlerinde (özellikle 2013'teki Fede Álvarez yapımı reboot) bağlar giderek zayıflamıştı; bu filmde ise neredeyse kopma noktasına gelmiş.
Film, kırsal bir tatil evinde, en büyük oğulları Will'i (George Pullar) kaybetmiş bir Amerikan ailesinin yasını konu alıyor. Will, Fransız eşi Alice (Souheila Yacoub) ile bir restoranda (ya da gece kulübünde) tartıştıktan sonra geçirdiği trafik kazasında ölür. Geride kalan aile üyeleri: Will'in kardeşi Joseph (Hunter Doohan), annesi Susan (Tandi Wright), babası Edgar (Erroll Shand) ve tek bacaklı, bunama hastası büyükanne Polly (Maude Davey). Joseph, romanı için araştırma yaparken tesadüfen eski bir eseri ortaya çıkarır ve bu eser, ölü ruhları uyandırır.
Karakterler son derece klişe: Will agresif bir restoran sahibi, Alice siyah-beyaz fotoğraf çeken 'derin' bir kadın, Joseph ise hassas bir yazar adayı. Bu klişelerin ötesine geçmek için film hiçbir çaba göstermiyor. Örneğin, Joseph'in kız arkadaşı Thya (Luciane Buchanan) henüz tanıtılır tanıtılmaz Deadite'e dönüşüyor. Karakterlerin motivasyonları sorgulanmıyor; Alice'in kocasını kaybettikten sonra neden ona düşmanlık besleyen ailesiyle kaldığı gibi basit bir soruya bile yanıt verilmiyor.
Orijinal Evil Dead üçlemesi de dağınıktı, ancak Bruce Campbell'ın büyük karizması ve Sam Raimi'nin mizahi dokunuşları bu dağınıklığı eğlenceli kılıyordu. O filmlerdeki çılgınlık, hem şiddet hem de yaratıcılıkla harmanlanmıştı. Cheryl'i kovalayan ağaçlar, Ash'in aynadaki kendisiyle savaşı, testereli kolun çalıştığı anlar hala akıllarda. Evil Dead Burn'de ise bu uğursuz eğlence tamamen kaybolmuş. Film, Raimi'nin filmlerine can veren o karanlık neşeden yoksun. Bu olmadan, hangi korku yönetmeni getirilirse getirilsin, sonuç sıkıcı, gri ve ruhsuz bir devam filmi oluyor.
Detaylar ve Etkileri
Souheila Yacoub, Alice rolünde etkileyici olmaya çalışıyor ancak senaryo ona yeterli malzeme vermiyor. Karakteri sadece yas ve travma içinde, kayınvalidesi ve kayınpederi tarafından açıkça aşağılanan, sonra da öldürülmeye çalışılan bir kadın. Yacoub'un bu sınırlı rollerde parlaması mümkün değil. Filmdeki tek potansiyel mizah kaynağı, bunama hastası büyükanne Polly'nin ırkçı ve unutkanlıkla ilgili şakaları; bunlar da rahatsız edici ve iğrenç. Kısacası, Evil Dead Burn, kan ve vahşet sevenleri tatmin edebilir ancak serinin hayranlarına Raimi'nin ruhunu aratacak.
Kaynak: mashable.com