ABD'de medya düzenlemelerinde devrim niteliğinde bir değişiklik kapıda. Federal İletişim Komisyonu (FCC), 6 Ağustos'ta yapılacak oylamayla İletişim Yasası'nın 303. Bölümü'nü ve beraberindeki yüzde 39 kuralını yürürlükten kaldırmayı planlıyor. Bu kural, yerel TV ağlarının ülke çapındaki toplam izleyici kitlesinin en fazla yüzde 39'una ulaşmasına izin veriyordu. Kuralın kaldırılması halinde, FCC her bir TV sahiplik anlaşmasını vaka bazında inceleyerek onaylama veya reddetme yetkisini kullanacak. Ancak bu durum, sürecin siyasi müdahalelere açık hale gelmesi riskini de beraberinde getiriyor. FCC Komiseri Brendan Carr'in, hükümeti eleştiren yayınlara karşı lisans iptali tehditleri savurduğu bir ortamda, kararların tarafsızlığı ciddi şekilde sorgulanıyor.
FCC'nin 303. Bölüm'ü kaldırma yetkisine sahip olup olmadığı ise ayrı bir tartışma konusu. Lawrence J. Spiwak, Yale Journal on Regulation'da yayımlanan makalesinde, İletişim Yasası'nın 10. Bölümü'nün FCC'nin 303. Bölüm'le ilgili kuralları esnetmesini açıkça yasakladığını belirtiyor. Bu durum, FCC'nin hareketinin yasal dayanağının zayıf olduğunu gösteriyor. Ancak Kongre'nin, medya konsolidasyonunun getireceği avantajlar nedeniyle FCC'ye karşı çıkması pek olası görünmüyor. Özellikle Sinclair Broadcast Group ile EW Scripps Company arasındaki birleşme görüşmelerinin yeniden başlaması, bu kararın ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor.
Sinclair Broadcast Group, daha önce Tribune Media ile yapmayı planladığı birleşmeyle ABD'deki hanelerin yüzde 70'inden fazlasına ulaşacak bir medya devi yaratmayı hedefliyordu. Cumhuriyetçi Parti'ye yakınlığıyla bilinen Sinclair'in bu hamlesi, 2018 yılında FCC tarafından reddedilmişti. Şimdi ise EW Scripps ile yapılacak benzer bir anlaşma, medya sahipliğinde daha da büyük bir yoğunlaşmaya yol açabilir. FCC'nin kuralları gevşetmesi, Sinclair gibi büyük oyuncuların pazar payını artırmasına ve yerel bağımsız istasyonların rekabet gücünü kaybetmesine neden olabilir.
Yüzde 39 kuralının kaldırılması, yerel televizyon yayıncılığında çeşitliliği azaltma riski taşıyor. Büyük medya grupları, daha fazla istasyon satın alarak haber içeriklerini merkezileştirebilir ve aynı bakış açısını geniş kitlelere empoze edebilir. Bu durum, özellikle yerel haberlerin kalitesi ve bağımsızlığı açısından endişe verici. Ayrıca, siyasi partilerin medya üzerindeki etkisi artabilir; zira FCC'nin vaka bazlı onay sistemi, iktidarla yakın ilişkileri olan şirketlere avantaj sağlayabilir.
Teknik açıdan bakıldığında, kuralın kaldırılması, TV istasyonu satın almalarını kolaylaştıracak olsa da, düzenleyici belirsizlik yaratabilir. Şirketler, her bir anlaşma için ayrı ayrı FCC onayı almak zorunda kalacak ve bu süreç uzayıp maliyetleri artırabilir. Öte yandan, büyük medya grupları bu durumu lehlerine çevirebilir; çünkü hukuk ve lobi bütçeleri daha güçlü olan bu şirketler, onay sürecini daha kolay yönetebilir.
Gelecekte Ne Bekleniyor?
Sonuç olarak, FCC'nin bu hamlesi, Amerikan medya manzarasını kökten değiştirebilir. Yerel TV istasyonlarının bağımsızlığı ve medya çeşitliliği tehlikeye girerken, büyük oyuncuların gücü daha da artacak. Siyasi etkilerin yanı sıra, düzenleyici sürecin şeffaflığı ve tarafsızlığı da sorgulanacak. Önümüzdeki günlerde Kongre'nin bu konuda nasıl bir tutum alacağı ve oylamanın sonucu, ABD'de medya özgürlüğünün geleceği açısından belirleyici olacak.
Kaynak: engadget.com