Jesse McGraw kendini bir hacker olarak tanımlamıyor. En azından artık değil. Geçmişte bir blackhat hacker olduğunu ve hâlâ bir hacker zihniyetine sahip olduğunu kabul ediyor. Ancak bugün itibarıyla bir hacker olmadığını söylüyor. Ona göre hackerlık, kuralları çiğnemekle ilgili bir zihniyet; o bu zihniyeti geride bıraktı. Peki, bu yolculuk nasıl başladı ve onu nereye götürdü?
Her şey lise yıllarında başladı. McGraw, tek arkadaşının bir hacker olduğunu ve onun yaptıklarını daha önce hiç görmediğini söylüyor. O zamana kadar bilgisayarların sadece kelime işleme için kullanıldığını sanıyordu. Bir gün arkadaşını matematik dersinde program yaparken gördü ve büyülendi. Arkadaşı, okulun korunan dosya sistemine sızmak için yazdığı bir aracı kullanıyordu. McGraw o an anladı ki teknoloji, istenildiği gibi bükülebilir, kurallar çiğnenebilir.
McGraw'ın çocukluğu, birçok hacker gibi izolasyonla geçti. Babası bir eroin satıcısı, annesi ise dansçıydı. Ebeveynleriyle duygusal bir bağ kuramadı. Okulda da 'normal' görünmeyi bilmiyordu ve dışlanmış hissediyordu. Bu yalnızlık, onu tek arkadaşına ve hacker dünyasına itti. Sosyal mühendislikle başlayan macerası, kısa sürede daha büyük hedeflere yöneldi. Ancak McGraw, hiçbir zaman maddi kazanç için hacklemediğini, sadece 'bir sistemde gezinmenin heyecanı' için yaptığını vurguluyor. O dönemde yaptıklarının ahlaki boyutunu sorgulamıyordu bile.
Sonuç ve Değerlendirme
McGraw, blackhat hacker olarak kalmasının temel nedeninin kurallarının olmaması olduğunu söylüyor. 'Yapabiliyorsam yaparım' zihniyetiyle hareket ediyordu. Gençlik, eylemlerinin sonuçlarını tam olarak kavrayamamasına neden oluyordu. Mağdurları görmüyor, sadece ekranın arkasındaki sistemi görüyordu. Bu, birçok hackerın ortak özelliği: Mağduriyetin soyut kalması. Ancak zamanla bu farkındalık arttı ve McGraw, yaptıklarının yanlış olduğunu anlamaya başladı.
McGraw, hacktivizmi de aynı kefeye koyuyor: 'Temelde, saldırı haklı görünse bile, yine de suçtur.' Ona göre hacktivizm, otomatik olarak blackhat kategorisine girer. Bu tanım, eylemin hukuki statüsüne dayanır, iyi veya kötü niyetten bağımsızdır. Örneğin, 2016 ABD seçimlerine müdahale eden Rus vatanseverler veya devlet destekli saldırganlar, aynı eylemi yapmış olsa da, bakış açısına göre kahraman veya düşman olarak görülebilir. McGraw, bu öznel bakış açısının ötesinde, hacktivizmin her zaman suç olduğunu savunuyor.
Uzmanların Görüşleri
McGraw'ın hikayesi, aynı zamanda nöroçeşitliliğin hacker dünyasındaki rolünü de gözler önüne seriyor. Kendisi nöroçeşitli olduğunu kabul ediyor ve hacker topluluklarında bu özelliğin yaygın olduğunu belirtiyor. On bir yıl hapis yattıktan sonra, şimdi kefarete ulaştığına inanıyor. Geçmiş hatalarından ders alarak, siber güvenlik alanında farkındalık yaratmaya çalışıyor. McGraw'ın hikayesi, bir hackerın karanlıktan aydınlığa uzanan yolculuğunun çarpıcı bir örneği.
Kaynak: securityweek.com