Her güvenlik lideri, kariyerinin bir noktasında aynı soruyla karşılaşır: 'İyi miyiz?' Bu soru genellikle bir şeyler tehlikedeyken ve soruyu soran kişi, cevaba güvenebileceğini bilmek istediğinde gelir. Kariyerimin başlarında çalıştığım bir firmada bu sorunun gerçek anlamını öğrendim. Tehdit aktörlerinin tatil döneminde finansal hizmet firmalarını hedef almaya hazırlandığına dair istihbarat almıştık; bu dönemde personel sayısı azalır ve yanıt süreleri yavaşlar. Tam da bu tür yüksek alarm durumları için prosedürlerimiz vardı ve bunları uyguladık. Aklımda kalan an bir koridorda yaşandı. İş biriminin başındaki kişi beni durdurdu ve doğrudan sordu: 'İyi miyiz?' Kontrollerimizle ilgili bir durum raporu ya da olay müdahale planımızın ayrıntılarını istemiyordu. Deneyimli bir liderin gözlerinin içine bakarak, inançla 'iyiyiz' demesini istiyordu.
Bu içgüdü, yani birinin yeterince sorumlu olup 'iyiyiz' demesi ve bunu gerçekten hissetmesi ihtiyacı, siber güvenlik sektörünün sürekli tartıştığı bir konunun merkezinde yer alıyor: CISO rolünün sürdürülemez hale gelip gelmediği. Sorumluluk listesi büyümeye devam ediyor. Güvenlik liderlerinin siber dayanıklılık, mevzuat uyumu, üçüncü taraf riski, iş sürekliliği, yapay zeka yönetişimi, olay müdahalesi ve giderek karmaşıklaşan tehdit ortamını yönetmesi bekleniyor. Yönetim kurulları, düzenleyiciler, müşteriler ve yatırımcılar aynı anda siber riske ilişkin her zamankinden daha fazla görünürlük talep ediyor.
Bu noktada CISO'ların CFO'lara benzer bir rol üstlendiğini görüyoruz. CFO'lar şirketin mali sağlığından sorumluyken, modern CISO'lar da dijital varlıkların ve itibarın korunmasından sorumlu hale geliyor. Tıpkı bir CFO'nun denetim komitesine mali tabloların doğruluğunu garanti etmesi gibi, bir CISO da yönetim kuruluna siber risk yönetiminin yeterliliğini garanti etmek zorunda. Ancak bu garanti, teknik detaylardan çok, işin genel durumuna dair bir güvence vermeyi gerektiriyor. 'İyi miyiz?' sorusu, aslında 'İşimizin devamlılığı ve itibarımız güvende mi?' anlamına geliyor.
Bu dönüşüm, CISO'ların sadece teknik uzmanlık değil, aynı zamanda iş stratejisi, risk yönetimi ve iletişim becerileri de geliştirmesini zorunlu kılıyor. CFO'lar gibi, CISO'lar da artık yönetim kurulu odasında bir koltuk sahibi olmalı ve iş kararlarının siber risk boyutunu değerlendirebilmelidir. Sektör, CISO rolünün sürdürülemezliğini tartışırken, aslında bu rolün evrildiğini ve daha stratejik, daha hesap verebilir bir pozisyona dönüştüğünü görüyoruz. Geleceğin başarılı CISO'su, bir koridorda durup 'İyi miyiz?' sorusuna içtenlikle 'Evet' diyebilen ve bunu iş sonuçlarıyla kanıtlayabilen lider olacak.