Siber güvenlik alanında giderek artan bir 'görev kayması' (mission creep) yaşanıyor. Politika yapıcılar, yanlış bilgiden çocukların sosyal medya güvenliğine, antitröst düzenlemelerinden gazetecilere yönelik suçlamalara ve insan ticaretiyle mücadele yasalarına kadar birçok farklı sorunu siber güvenlik meselesi olarak yeniden çerçeveliyor. Bu yeniden tanımlama, söz konusu sorunları 'siber güvenlikleştirilmiş' (cybersecuritized) hale getiriyor. Oysa bu sorunlar, siber güvenlik bağlamına oturtulmadan önce önemli ancak varoluşsal olmayan meseleler olarak görülüyordu. Ancak siber güvenlikleştirme, bu sorunları teknolojik doğalarıyla yoğunlaşmış tehditler olarak konumlandırarak aciliyet ve istisnacılık siyasetine ve hukukuna erişim sağlıyor ve sorunlu yönetişim tepkilerini davet ediyor.
Siber güvenlik tehdidi olarak konumlandırıldıklarında, bu sorunlar karşıt görüşleri geçersiz kılma normatif gücüyle donatılıyor ve sorunu aşırı basitleştiriyor. Bu basitleştirme, tek boyutlu çözümler riskini beraberinde getiriyor ve Birinci Değişiklik itirazları gibi tartışmada koz olarak kullanılabilecek argümanları davet ediyor. Ayrıca, siber güvenlikleştirme sözde uzmanlara ve onların önerdiği çözümlere saygı gösterilmesini teşvik ediyor. Bu indirgemeci eğilimler ve uzmanlara duyulan güven, nihai yönetişim tercihlerini daha opak hale getiriyor ve bu opaklık kamu güvenini ve siyasi meşruiyeti aşındırabiliyor.
Bu makale, siber güvenlikleştirme olgusunu gün yüzüne çıkarıyor ve bu olguyu analiz etmek ve eleştirmek için yeni bir çerçeve sunuyor. Ceza ve hukuk alanlarından örneklerle, siber güvenlikleştirmenin sinsi doğasını ve genişlemeye devam etme olasılığını gösteriyor. Siber güvenlikleştirmeyle yüzleşmek kritik önem taşıyor. Eğer bu olguyu görmezden gelmeye devam edersek, zor kararlar için sorumluluğu siber güvenlik kozuna devretme riskiyle karşı karşıya kalırız.
Sonuç ve Değerlendirme
Makalenin analizi ve eleştirisi, yönetişimin zorlu işini tekrar elimize almamıza yardımcı olmayı hedefliyor. Siber güvenlikleştirmenin yarattığı opaklık ve basitleştirme, demokratik süreçleri ve kamu yararını tehdit ediyor. Bu nedenle, politika yapıcıların ve kamuoyunun bu eğilimin farkında olması ve siber güvenlik söyleminin suiistimaline karşı dikkatli olması gerekiyor. Gerçek siber tehditler ile siber güvenlik kisvesi altında yeniden çerçevelenen diğer sorunlar arasındaki ayrımı yapabilmek, sağlıklı bir yönetişim için hayati önem taşıyor.