Bir danışman olarak karşılaştığım en yaygın yanılgı, sorunların yalnızca çözülmesi gerektiğidir. Oysa insanlar sorunlarla başa çıkmak için çoğu zaman farklı yollar izler. Bu yazıda, problemlere verilen üç alternatif tepkiyi inceleyeceğiz: sorunları ertelemek (pushing problems around), korumak (preserving problems) ve yeni sorunlar yaratmak (promoting new problems). Bu yaklaşımların her biri, özellikle orta ve büyük ölçekli organizasyonlarda sıkça görülür ve çoğu zaman farkında olmadan uygulanır.
**Sorunları Ertelemek (Pushing Problems Around)** Bu, en sık rastlanan tepkidir. Bir departman kendi sorununu çözerken, aslında sorunu başka bir birime kaydırır. Örneğin, üretim hızını artırmak için kalite kontrolü gevşetmek, kalite ekibine yeni sorunlar yaratır. Bu durum, yerel optimizasyonun bir sonucudur. Çalışanları suçlamak yerine, teşvik sistemlerini ve süreçleri üst yönetim düzeyinde düzeltmek gerekir. Sorunun kaynağı genellikle bireyler değil, yanlış tasarlanmış hedeflerdir.
**Sorunları Korumak (Preserving Problems)** Clay Shirky'nin de belirttiği gibi, kurumlar çoğu zaman kendilerinin çözümü olduğu sorunu korumaya çalışır. Bir yazılım şirketi, müşteri şikayetlerini çözmek için var olabilir; ancak şikayetler tamamen ortadan kalkarsa, şirketin varlık nedeni sorgulanır hale gelir. Bu nedenle, bazı çalışanlar bilinçli veya bilinçsiz olarak sorunları canlı tutar. Bir sorunu çözmeye çalışırken, o sorundan kimin fayda sağladığını tespit etmek kritiktir. Bu kişileri plana dahil etmezseniz, çözüm girişiminiz dirençle karşılaşır.
**Yeni Sorunlar Yaratmak (Promoting New Problems)** Neil Postman'ın sorusu akılda kalıcıdır: 'Bu sorunu çözerek hangi yeni sorunları yaratıyoruz?' Her çözüm, beraberinde yeni problemler getirir. Örneğin, bir şirket müşteri hizmetlerini otomatikleştirerek maliyetleri düşürebilir, ancak bu kez müşteri memnuniyetsizliği artabilir. Jerry Weinberg'in dediği gibi: 'Bir numaralı sorununuzu ortadan kaldırdığınızda, iki numaralı sorunu yükseltmiş olursunuz.' Bu döngüselliği kabul etmek, gerçekçi bir problem yönetimi için şarttır.
Danışmanlık mesleğinin en büyük varlığı, her durumda bir sorun bulabilme yeteneğidir. Ancak bu aynı zamanda bir meslek hastalığıdır. Sorunlardan nefret etmek zorundasınız, ama onlarsız yaşayamazsınız. Bu, sorunları çözmekten vazgeçmek anlamına gelmez; sadece onları asla bitiremeyeceğiniz yanılsamasından kurtulmak demektir. Sorunları çözebilen insanlar daha iyi bir yaşam sürer, ancak sorunları görmezden gelebilenler en iyi yaşamı sürer. Her ikisini de yapamıyorsanız, danışmanlıktan uzak durun.
Peki bu üç P'den nasıl kaçınılır veya onları nasıl yönetirsiniz? Öncelikle, sorunları görselleştiren bir diyagram oluşturun. Herkesin sorunları görmesini, üzerinde anlaşmasını ve gerçekten çözmeye değer olanları seçmesini sağlayın. Unutmayın, sorunları ertelemek, korumak veya yeni sorunlar yaratmak bazen bilinçli tercihlerdir. Önemli olan, hangi tepkinin ne zaman uygun olduğunu bilmektir. Bu farkındalık, hem bireysel hem de kurumsal başarı için kritik bir yetkinliktir.
Kaynak: improvesomething.today