Tek hata noktaları (single points of failure) her zaman, en kötü anda başarısız olur. BT profesyonelleri bunu otuz yıldır biliyor. SaaS katmanı da bu kuralın dışında değil. Azure, AWS ve Google Workspace gibi dev platformlar bile büyük kesintiler yaşadı. Bir üniversite kampüsü tek bir ISP bağlantısıyla yetinmez; bağımsız sağlayıcılardan yedek devreler temin ederiz çünkü bağlantının bazen kesileceğini ve kurumun durmaması gerektiğini uzun zaman önce öğrendik. Finans, kamu ve çokuluslu şirketler aynı mantığı tüm bağımlılıklarına uyguladı: yedeklilik, otomatik yönlendirme, bağımsız süreklilik.
Mark Twain'in dediği gibi, tarih tekerrür etmez ama kafiyelenir. Bir siber saldırı, tedarikçi kesintisi, altyapı çöküşü veya bulut sağlayıcısının kötü bir dağıtımı olsun, sonuç aynı: Kurum durur. Hiçbir SLA, sözleşme veya uyumluluk sertifikası o anın gelmesini engelleyemez. Bu dersi her on yılda bir yeniden öğreniyoruz. Canvas gibi platformların büyük kesintileri, bu kritik platformlar için etkili acil durum çözümlerinin bağımlılığımıza ayak uyduramadığını gösteriyor.
Vigilans (tetikte olmak) bir seçenek değil, zorunluluktur. Teknolojiler, herhangi bir BT ekibinin tam olarak öngörebileceğinden daha hızlı evriliyor. Yeni platformlar, yeni entegrasyonlar, yeni bağımlılıklar sürekli ortaya çıkıyor ve her biriyle birlikte yeni bir potansiyel hata noktası geliyor. Bu, yeni teknoloji benimsemeye karşı bir argüman değil; asla modası geçmeyen bir ilkenin argümanıdır: Herhangi bir kritik sisteme (bağlantı sağlayıcısı, kimlik platformu veya SaaS çözümü olsun) bağımlı olmak, başarısızlık için kanıtlanmış bir stratejidir.
Soru, o sistemin başarısız olup olmayacağı değil; başarısız olduğunda kurumun buna hazır olup olmadığıdır. Tek hata noktaları kaçınılmaz olarak çöker. BT profesyonelleri bunu otuz yıldır biliyor. SaaS katmanı da bir istisna değil. Artık aynı hatayı yapmamalıyız. Yedeklilik, otomatik yönlendirme ve bağımsız süreklilik kapasitesi olmadan, bir sonraki büyük kesintide yine hazırlıksız yakalanırız.