Dönüşüm yapmayan bir web sitesi, delik bir kovaya benzer. Sürekli su doldurup akıp gitmesini izlemek yerine, önce deliği kapatmak gerekir. Yani, bütçenizi siteye gelen ama harekete geçmeyen ziyaretçilere mi harcıyorsunuz, yoksa sitenizi onları etkileyecek şekilde mi optimize ediyorsunuz? Önerimiz: Trafiği artırmadan önce dönüşüm oranını iyileştirin. İlk izlenim için yalnızca 50 milisaniyeniz var; siteniz yavaşsa veya net değilse, ziyaretçiler hemen çıkacaktır.
Dönüşüm, ziyaretçinin istenen eylemi gerçekleştirme yüzdesidir. Makro dönüşümler (satın alma, danışma talebi) nihai hedeflerken, mikro dönüşümler (bültene kayıt, sosyal medyada takip) bu hedefe giden adımlardır. Her iki tür dönüşüm de satış hunisinde sürekli bir müşteri akışı sağlamak için gereklidir. Yüksek trafik ama düşük dönüşüm, 'delik kova' sendromunun işaretidir.
Bizim sorunumuz da buydu: SEO ve Adwords'e rağmen telefon yeterince çalmıyordu. Analizler, trafiğin iyi olduğunu ancak dönüşümlerin düşük olduğunu gösterdi. Sitemiz 5-6 saniyede yükleniyordu (2 saniye üstü yavaş kabul edilir), CTA tıklamaları azdı ve tasarım kararları tahmine dayanıyordu. Bu sorunları çözmek için sitemizi hızlandırdık, CTA'ları optimize ettik ve veriye dayalı kararlar almaya başladık.
Yaptığımız değişiklikler kümülatif olarak etki etti: İlk 26 haftada işletme talepleri %37 arttı, daha üst segment müşteriler geldi ve 780.000 doların üzerinde yeni satış fırsatı yaratıldı. Unutmayın, dönüşüm optimizasyonu tek seferlik bir iş değil, sürekli deneme ve iyileştirme gerektirir. Siz de sitenizin deliklerini kapatmaya bugün başlayın.