HashiCorp'un (bir IBM şirketi) saha baş teknoloji sorumlusu Stephen Wilson, yapay zeka ajanlarını 'gerçekten zeki anaokulu öğrencileri'ne benzetiyor. Wilson, 'Ne yapacaklarını biliyorlar ama neden yapmaları gerektiği konusunda hiçbir fikirleri yok' diyor. Bu üstün yürütme gücü ve muhakeme eksikliği kombinasyonu, kurumların AI ajanlarını mevcut sıfır güven mimarilerine entegre etmeye çalışırken önemli zorluklar yaratıyor.
Sağlam bir sıfır güven ortamında insan kullanıcıların önce kimlik doğrulaması yapılır, ardından zamanla artan karar verme yetkileri ve erişim verilir. Ancak bu model, tek görevler için oluşturulup hızla yok edilebilen AI ajanlarıyla çöküyor. Wilson, 'Ekosisteminizde saniyede bir bu varlıkları ekleyip çıkarmak zorunda olduğunuzu hayal edin' diyor. 'AI ajanlarının getirdiği sorunlar tamamen yeni değil, ancak her zaman var olan sorunları daha da kötüleştiriyor.'
Kurumların AI'yı agresif bir şekilde benimseme baskısı, kimlik doğrulama, karar verme, yürütme ve yetkilendirme arasındaki engelleri azaltma veya kaldırma baskısını da beraberinde getirdi. Wilson, birçok kurumun sıfır güven programlarını AI ajanları için yeniden yapılandırmak yerine, araçlara geniş erişim verip en iyisini umduğunu belirtiyor. 'Bu ajanlar o kadar hızlı hareket ediyor ki kimse tam olarak hangi erişime sahip olmaları gerektiğinden emin değil.'
Nasıl Önlem Alınmalı?
Wilson, AI ajanlarının yükselişini iPhone'un çıkışına benzetiyor ('ama 10 kat daha güçlü') ve akıllı telefonların BYOD (kendi cihazını getir) ve uzaktan çalışma programları için güvenlik uygulamaları oluşturmaya zorladığını hatırlatıyor. 'AI da aynı zorluğu getiriyor' diyen Wilson, zor şeyleri yapmanın sıfır kalıcı ayrıcalık, uzun ömürlü sırlar yerine dinamik kimlik bilgileri ve güvenliği sonradan eklemek yerine baştan inşa etmek anlamına geldiğini söylüyor. Amaç, insanı döngüde değil döngünün etrafında tutarak ajanları yavaşlatmadan denetlemek.