Bugün kendi kendine giden taksiler şehir sokaklarında sürücüsüz dolaşırken, teslimat drone’ları müşterilerin evlerine paket bırakıyor. Bu gelişmeler, genel amaçlı robotların iş yerlerinde ve hatta evlerde insanlara çeşitli görevlerde yardımcı olabileceği bir geleceği hayal etmeyi zorlaştırmıyor. Ancak bu vizyon, modern yapay zeka ile güçlendirilmiş giderek daha otonom robotların geliştirilmesine bağlı. Bu iddialı hedef, birçok araştırmacıyı girişimci olmaya yöneltirken, milyarlarca dolarlık yatırımı da beraberinde getiriyor.
Boston Dynamics yazılım başkan yardımcısı Matt Malchano, 15 yıl önce bir otonomi projesine liderlik ettiğini ve o dönemdeki hedefin sadece bir robotu A noktasından B noktasına götürmek olduğunu belirtiyor. Günümüzde ise otonomi kavramının, bir robotun kendi başına yapabileceği çok daha geniş bir görev yelpazesini kapsadığını ifade ediyor. Bu değişim, robot teknolojisinde ne kadar büyük bir ilerleme kaydedildiğini gösteriyor.
Daha önce, Jetsons’taki hizmetçi Rosie veya Star Wars’taki C-3PO gibi genel amaçlı otonom robotlar yaratmanın pratik bir yolunu hayal etmek zordu. Özellikle robotik laboratuvarları ve şirketleri, otonom navigasyon ve yürüyen robotların kendi kendine denge kurması gibi sorunları çözmekte zorlanıyordu. 1979’da Stanford Cart adlı deneysel otonom araç, engellerle dolu bir odada 20 metre gitmek için beş saat harcamıştı. İlk iki ayaklı kendi kendine yürüyebilen robot ise 1996’da geliştirildi.
Teknik Analiz
Malchano’ya göre robot otonomisi her zaman “hareketli bir hedef” oldu. Amaç, insanların yapabildiği şeylerin giderek daha büyük bir kısmını, ideal olarak doğrudan insan gözetimi olmadan yapabilen robotlar yaratmak. Uluslararası Standartlar Örgütü (ISO) ise robot otonomisini “insan müdahalesi olmadan, mevcut durum ve algılamaya dayalı olarak amaçlanan görevleri yerine getirme yeteneği” olarak tanımlıyor.