Geçtiğimiz ay New Orleans'ta düzenlenen Amerikan Diyabet Derneği (ADA) yıllık toplantısında yaşanan tartışmalı olay, bilim dünyasında büyük yankı uyandırmıştı. 5 Haziran'da, beş önde gelen bilim insanı, Diabetes Care dergisinde (ADA'ya ait bir yayın) Nisan ayında yayımlanan ve Trump yönetiminin bilimsel araştırmalara yönelik saldırılarını eleştiren bir başyazının kopyalarını dağıttıkları gerekçesiyle toplantıdan çıkarılmıştı. Kamuoyundan gelen yoğun tepkiler üzerine ADA CEO'su kişisel bir özür yayımlamış olsa da, yeni ortaya çıkan belgeler derneğin aslında bu olayı önceden planladığını ve bilimsel yayın özgürlüğünü kısıtlamaya devam ettiğini gösteriyor.
Diabetes Care dergisinin yardımcı editörleri, ADA'nın yayımlamayı reddettiği bir başyazı ve yedi yorum makalesini bir ön baskı sunucusunda yayımladı. Makalelerde, derneğin üyelerinin başyazıyı dağıtacağını önceden bildiği ve toplantı güvenliği ile yerel polisi kullanarak bir tuzak kurduğu iddia ediliyor. Ayrıca, bu kararın bir yıl önce düzenlenen bir oturumda yaşanan gerginliklerle bağlantılı olabileceği belirtiliyor. Yardımcı editörler, ADA yönetimine makaleleri yayımdan önce ilettiklerini ve eşzamanlı olarak kendi yanıtlarını yayımlama davetinde bulunduklarını, ancak derneğin bu teklifi reddettiğini ifade ediyor.
Editörler, bir tıp derneğinin üyeleri ve editörleriyle karşı karşıya gelmesinin alışılmadık ve kabul edilemez olduğunu vurguluyor. "ADA, Washington DC'de olup bitenlere, özellikle de Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin (NIH) parçalanmasına dikkat çekme çabalarımız nedeniyle daha önce de editöryal özgürlüğü kısıtlamaya çalışmıştı. New Orleans'ta bir haksızlık oldu ve ADA bunu ele almadı. 5 Haziran olaylarıyla ilgili cevaplanmamış sorular var. Bu zor durumun ardından iyileşmek ve bir araya gelmek için bu makalelerin okunması ve bu seslerin duyulması önemli," diye yazdılar.
Bu olay, bilimsel topluluklarda sansür ve akademik özgürlük tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Trump yönetiminin NIH bütçesinde yaptığı kesintiler ve bilimsel araştırmalara yönelik tutumu, birçok araştırmacı tarafından eleştiriliyor. ADA gibi köklü bir derneğin bu eleştirileri susturmaya çalışması, bilimsel yayıncılıkta bağımsızlık ve şeffaflık ilkelerine gölge düşürüyor. Uzmanlar, derneklerin üyelerinin görüşlerini ifade etmelerine izin vermesi gerektiğini, aksi takdirde bilimsel ilerlemenin engelleneceğini belirtiyor.
Nasıl Önlem Alınmalı?
Olayın ayrıntıları, ADA'nın aslında bir 'pusu' planladığını gösteriyor. Beş bilim insanının toplantıdan çıkarılması, derneğin eleştirel görüşlere karşı hoşgörüsüz bir tutum sergilediğini ortaya koyuyor. Bu durum, diğer bilimsel dernekler için de bir uyarı niteliği taşıyor: Bilimsel tartışma ortamını korumak, kurumsal itibardan daha önemli. Aksi takdirde, benzer sansür girişimleri farklı alanlarda da yaşanabilir.
Teknik Analiz
Sonuç olarak, ADA'nın bu tutumu, bilimsel toplulukta güven erozyonuna yol açıyor. Editörlerin makaleleri ön baskı sunucusunda yayımlaması, bilginin engellenemeyeceğini gösteriyor. Ancak, bir derneğin kendi yayın organını sansürlemesi, uzun vadede kurumsal saygınlığı zedeler. Bilim insanları ve kamuoyu, ADA'dan bu olayla ilgili kapsamlı bir soruşturma ve şeffaflık bekliyor. Aksi takdirde, bu tür olayların tekrarlanması kaçınılmaz görünüyor.
Kaynak: arstechnica.com