Steven Spielberg'in 1993 yapımı Jurassic Park filmi, dinozorları canlandırmasıyla sinema tarihine geçti. Ancak filmde kullanılan bilgisayarlar da en az dinozorlar kadar etkileyiciydi. Film, dönemin en ileri teknolojilerini sergileyerek, seyirciye hem görsel bir şölen hem de teknoloji meraklılarına unutulmaz bir nostalji yaşatıyor. Bu yazıda, filmde görünen tüm bilgisayar donanımlarını ve yazılımlarını en ince ayrıntısına kadar inceliyoruz.
Filmin ilk bilgisayarı, paleontolog Alan Grant ve Ellie Sattler'ın mobil karavanında karşımıza çıkıyor: Apple PowerBook 100. 16 MHz Motorola 68000 işlemci, 2-8 MB RAM, 9 inç monokrom LCD ekran (640x400 piksel) ve System 7.0.1 işletim sistemiyle bu dizüstü bilgisayar, 90'ların taşınabilir bilgi işlem dünyasının bir simgesiydi. O dönemin pasif matris ekranlarının ne kadar kötü olduğunu hatırlatan bu cihaz, teknolojide ne kadar yol kat ettiğimizi gösteriyor.
Kontrol odası, filmin teknolojik kalbiydi. Burada iki mühendis, Dennis Nedry ve Ray Arnold, üç farklı bilgisayar sistemiyle çalışıyordu. Nedry'nin dağınık masasında iki Mac, bir SGI iş istasyonu, üç monitör, bir PDA ve depolama cihazları bulunuyordu. Arnold'un daha düzenli masasında ise CCTV ekranı, depolama birimleri, bir Mac ve bir SGI bilgisayarı vardı. Arkada dev bir ekran ve kırmızı ışıklı süper bilgisayar panelleri dikkat çekiyordu. Set tasarımı için Apple ve Silicon Graphics'tan ödünç alınan toplam 1.725 milyon dolar değerinde donanım kullanıldığı belirtiliyor. Enflasyona göre ayarlandığında bu rakam 2026 yılında yaklaşık 4 milyon dolara denk geliyor.
Ray Arnold'un iş istasyonu SGI R4000 Indigo, filmde kısa süreliğine görünüyor. Ancak bir velociraptor sayesinde daha net bir şekilde görebiliyoruz. Bu bilgisayar, filmdeki 3D kasırga animasyonlarının gerçek zamanlı olarak görüntülenmesini sağlıyordu. Aslında animasyonlar önceden hazırlanmış ve set dışındaki bir odadan radyo ile kontrol edilerek monitörlere yönlendiriliyordu. Bu sayede oyuncuların sanki kendileri çağırıyormuş gibi görünmesi sağlanıyordu.
Uzmanların Görüşleri
Dennis Nedry'nin en güçlü iş istasyonu ise SGI IRIS Crimson'dı. O kadar büyüktü ki masasına sığmayıp yere konulmuştu. 100 MHz R4000 veya 150 MHz R4400 işlemci, gerçek zamanlı 3D grafik kartları, 256 MB'a kadar RAM ve 7.2 GB dahili disk kapasitesi ile dönemin en güçlü bilgisayarlarından biriydi. Filmde genellikle 3D satranç oyunu oynatmak için kullanılıyordu.
Depolama için her iki mühendis de PLI Mini Array'leri kullanıyordu. Nedry'nin masasında beşli bir istif, Arnold'unkinde ise iki adet vardı. Filmde bir süreklilik hatası dikkat çekiyor: PLI'ların yönü sahnelere göre değişiyor. 1993 yılında 1 GiB kapasiteli bir PLI Mini Array 3.598 dolara satılıyordu. Yedi GiB toplam depolama, o dönemde muazzam bir miktardı; çünkü yüksek kaliteli bir PC'de genellikle 120 MiB sabit disk bulunuyordu.
Dennis Nedry'nin kullandığı Motorola Envoy kişisel dijital asistanı (PDA) da filmin teknolojik detaylarından biri. Filmde kısa süre görünse de, 90'ların taşınabilir bilgi işlem trendini yansıtıyor. Tüm bu donanımlar, Jurassic Park'ın sadece bir bilim kurgu filmi olmadığını, aynı zamanda dönemin teknoloji harikalarını sergileyen bir belgesel niteliği taşıdığını gösteriyor.
Sistem Güvenliği
Jurassic Park, 30 yılı aşkın süredir izlenmeye devam ediyor. Filmdeki bilgisayarlar, o dönemin teknolojisine duyulan hayranlığı ve geleceğe dair umutları yansıtıyor. Günümüzde çok daha güçlü ve küçük cihazlara sahip olsak da, bu retro bilgisayarların filmdeki varlığı, teknolojinin ne kadar hızlı ilerlediğini hatırlatıyor. Her izleyişte yeni bir detay keşfetmek mümkün; bu da filmin neden bir klasik olduğunu açıklıyor.
Kaynak: fabiensanglard.net