Papa Johns, yeni bir reklam stratejisiyle tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını izleyerek ne zaman yiyeceklerinin bittiğini tahmin etmeye çalışıyor. Pizza zinciri, NBCUniversal, Instacart ve dentsu bünyesindeki Carat medya ajansıyla işbirliği yaparak, müşterilerin buzdolaplarında ne olduğunu bilmek istiyor. Carat'ın yatırım sorumlusu Carrie Drinkwater, amaçlarının 'çok ürkütücü olmadan buzdolabında ne olduğunu bilmek' olduğunu söylüyor. Bu hedef doğrultusunda NBCU ve Instacart, Instacart üzerinden düzenli olarak yumurta, süt, et ve sebze gibi temel gıda maddeleri satın alan bir hedef kitle oluşturdu.
Papa Johns, bu verilere dayanarak hangi günlerde müşterilerin yiyeceklerinin tükenmiş olabileceğini tespit ediyor ve NBCU'nun yayın içeriğinde onlara özel reklamlar gösteriyor. Reklamlar, müşterilerin et satın alma sıklığı gibi beslenme tercihlerine göre kişiselleştiriliyor. QR kodları ve 'Yiyecekleriniz mi azaldı?' veya 'Buzdolabı boş mu?' gibi eylem çağrıları içeren bu reklamlar, aç tüketicileri etkilemeyi amaçlıyor. Ancak bu yöntem, tüketici mahremiyeti konusunda endişelere yol açıyor.
Aslında bu tür bir taktik yeni değil. 2012 yılında Target, hamilelik tahmini yapan bir kampanyayla benzer bir tartışma yaratmıştı. O dönemde öğrenilen ders, tüketicilere 'çok ürkütücü' gelmemek için bilginin kasıtlı olarak yanlış bilgilerle karıştırılması gerektiğiydi. Papa Johns da bu stratejiyi uygulayarak, bazen yanlış tahminlerde bulunarak gözetim hissini hafifletmeye çalışıyor. Ancak uzmanlar, bu tür veri toplama yöntemlerinin etik sınırları zorladığını belirtiyor.
Nasıl Önlem Alınmalı?
Sonuç olarak, Papa Johns'un bu yeni reklam stratejisi, kişiselleştirilmiş pazarlama ile tüketici mahremiyeti arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme getiriyor. Şirket, 'ürkütücü' olmaktan kaçınmak için çaba gösterse de, buzdolabınızın içeriğini bilen bir reklam devi fikri birçok kişiyi rahatsız ediyor. Teknolojinin bu noktaya gelmesi, tüketicilerin verilerinin nasıl kullanıldığı konusunda daha şeffaf olunması gerektiğini gösteriyor.